tansiyonuBa?langıçta görme bozukluğu yoktur. Harabiyet yıllar içinde yavaş yavaş ilerler. Hastalık ilerledikçe görmede ciddi kayıplar oluşur. Hasta görme kaybın? fark ettiği zaman artık hastalık çok ileri safhadadır.

Glokoma ba?lı hasarın olu?um veya ilerlemesini arttıran pek çok risk faktörü vardır. Yüksek göz içi basınc? bunlardan en önemlisidir. Göz tansiyonu ne kadar yüksekse harabiyet gelişme riski o kadar fazladır. Di?er risk faktörlerinden en önemlileri; hipertansiyon, diabet, arterioskleroz, migren, reynaud fenomeni gibi damarsal hastalıklar ve kalıtımdır.

Normalde, sağlıklı gözlerde ölçülen göz içi basınc? 9-21mmHg. arasındadır. Ama göz tansiyonu düşük olmasına rağmen glokoma ba?l? harabiyet gördüşümüz hastalar ve ayrıca göz tansiyonu yüksek olduğu halde hiçbir harabiyet gelişmemiş hastalar da vardır. Sonuç olarak göz tansiyonunun sınırı ki?iye ve risk faktörlerine göre de?i?ir.

Göz tansiyonunun belirtileri, akut glokomda şiddetli ba? ve göz a?rıs?, bulantı, kusma, bulanık görme, ???klar etrafında renkli halkalar görme, gözde kızarıklıktır. Hasta hemen doktora gideceği için tan? daha kolaydır. Kronik glokomda ise hasta ileri dönemlere kadar herhangi bir şey hissetmez. Görme kaybın? hissettiğinde ise hastalık artık çok ileri dönemdedir. Bu nedenle, 40 yaşın üstündeki ki?iler 2-3 yılda bir, ailesinde glokom olan kişiler ise senede bir mutlaka göz doktoruna muayene olmalıdır. Erken teşhiste tedavi daha kolaydır ve daha iyi sonuç verir.

Göz tansiyonu tanısı çoğunlukla hasta gözlük almak için göz doktoruna muayene olduğu sırada tesadüfen konur. Bu nedenle özellikle 40 yaş üstünde görme bozukluğu olan kişiler market veya gözlükçülerden gözlük almamalıdır. Bu ki?iler göz doktoruna gitti?i zaman göz muayenesi sırasında göz tansiyonuna ve göz sinirine bakılacaktır. Göz tansiyonundan şüphe edilen ki?ilere görme alan?, pakimetri, OCT gibi daha ileri tetkikler yapılır, göz siniri hücreleri ve sinir liflerinde harabiyet olup olmadığını araştırır. Ancak bütün bu tetkiklere rağmen hastalığın erken döneminde glokomlu göz ile normal gözü ayırmak, glokom tanısı koymak zordur.

Glokom tedavisi; ilaç, laser tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere 3 çe?ittir. Tedavi şeklinin seçiminde erken dönemde ya da geç dönemde teşhis konmu? olması, hastanın ya??, hastanın düzenli ilaç kullanıp kullanamaması da rol oynar.

İlaç tedavisine rağmen göz tansiyonu yüksekse veya göz harabiyet devam ediyorsa cerrahi tedavi uygulanmalıdır. Ameliyatın amac? görmeyi arttırmak de?il korumak yani göz tansiyonunu dü?ürmektir. Ameliyat sonrası tekrar ilaç tedavisi ve bazen ikinci bir ameliyat gerekebilir. Ancak ameliyat yapılmazsa sonuç körlüktür.

Glokomda hastaya uygun tedavinin seçilmesi kadar hastanın bu tedaviyi doğru uygulaması ve doktor kontrollerine düzenli gitmesi önemlidir. Hastalar genellikle verilen ilac? 1-2 kutu kullanıp iyileştiklerini düşünerek keserler. Ancak glokom ilaçları antibiyotik gibi kullanılmazlar.

Ayn? şeker ve kalp hastaları gibi ilaçlarını doktor de?i?tirmedikçe veya kesmelerini söylemedikçe ömür boyu kullanmaları gerekir. Hipertansiyonu ve şeker hastalığı olan kişilerde glokom da varsa, sinir harabiyeti daha hızl? olacaktır. Bu nedenle tansiyon ve şekerin kontrol altında tutulması gerekir.

Kolesterol ve lipid seviyesindeki yükseklik damar sisteminde ve buna bağlı olarak göz sinirinin beslenmesinde bozukluğa neden olacağından diyet ve ilaçla tedavi edilmelidir. Migren ve el-ayak üşümesi gibi vasomotor bozukluğu olanlar tedavi olmalıdır. Yeterli egzersiz, yeterli uyku, taze meyve-sebze yeme, sigara içmeme gibi sağlıklı yaşam için gerekli davranışlar önerilmektedir. A??r psikolojik stresten de sakınılmalıdır.

Dünyada ortalama 70 milyon insanda glokoma ba?l? görme kaybı olduğu düşünülmektedir, ancak insanların sadece yarısı bu hastalığın farkındadır. Göz tansiyonuna ba?l? körlü?e kadar gidebilen görme kaybı zamanında teşhis ve uygun tedavi ile önlenebilir. Yapılacak tedaviler eski görmeyi geri getiremez, sadece daha fazla görme kaybı olmasın? engeller. Bu nedenle glokomda erken teşhis ve tedavi çok önemlidir.