Panik Atak – Başar Akman
Psikiyatrist Dr. Başar Akman’ın “Panik Atak” nedir ve “panik atak” ile ilgili yapılması gerekenleri anlattığı Sabah Gazetesi 10 Kasım görüşmesi..
Yazımızı okumadan önce Dr. Başar Akman ı tanımak için burayı tıklayabilirsiniz.
Psikiyatrist Dr. Başar Akman “Panik Atak” ile ilgili bilinmesi gerekenleri “sabah.com.tr” için anlattı.
Panik atak ile ilgili bilinmesi gerekenler
“Panik Atak” sık görülen, ciddiye alınması gereken ve uzman desteğiyle tamamen düzelebilen, psikolojik bir rahatsızlıktır.
“Panik” kelimesi nereden geliyor?
“Pan” ; Yunan mitolojisindeki bir tanrının adıdır. Boynuzlu, kuyruklu, yarı keçi, yarı insan görünümünde tasvir edilir. Gülünç görüntüsüyle “tüm” tanrıları güldürdüğü için, ona “tüm” anlamına gelen “Pan” ismi verilmiştir. Çobanların tanrısı olarak, elinde flütü ile genellikle ormanda gezer ve sürüleri korur. Zaman zaman, ormandan geçen insanların karşısına aniden çıkarak, onlarda korku yaratır. Yunancada “panik” anlamına gelen “panikos” kelimesi, mitolojik tanrı Pan’ın isminden türetilmiş bir sözcüktür.
Panik Atak” nedir?
Bazı bedensel duyumların, ani gelişen bir felaketin habercisi olarak yorumlanması sonucu ortaya çıkan, yoğun kaygı halidir. Atak esnasında kişi; basit bir kalp çarpıntısını, kalp krizi geçirdiği şeklinde yorumlayıp öleceği korkusuna kapılabilir; ya da kolundaki bir uyuşma hissini, beyninin kanayacağı ve felç geçireceği şeklinde algılayabilir. Ataklarda; “kendimi kontrol edemeyeceğim, bayılacağım, boğulacağım, aklımı kaybedeceğim, çıldıracağım, öleceğim” gibi düşüncelere eşlik eden beklenmedik ani endişe halleri sıktır.
Belirtileri nelerdir?
Atak sırasındaki endişeli duruma, bir takım bedensel belirtiler de eşlik eder. Bunun sebebi, stres hormonlarının devreye girmesidir. Çarpıntı, terleme, nefes almakta güçlük, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, bulantı, karın ağrısı, göğüs ağrısı, sıcak basması, üşüme, ürperme, titreme, uyuşma, karıncalanma gibi belirtiler ortaya çıkar.
“Panik Bozukluğu” neye denir?
Kişi; panik atağının tekrar edeceğinden endişelenmeye başlar, buna “beklenti kaygısı” denir. Bu kaygıyla kişi, panik atağının oluşabileceği yerlerden ve durumlardan kaçınmaya başlar, güvence arayışına girer, bu da psikolojide “kaçınma davranışı” olarak adlandırılır. Alışveriş merkezinde kalabalığa girerse bayılacağından korkan kişi, alışveriş merkezlerine gitmemeye başlar, arabaya bindiğinde fenalaşacağını düşünürse araçlara binmez, evde yalnız kalırsa başına bir şey geleceğinden ve yardım alamayacağından kaygılanan kişi evde yalnız kalamaz hale gelir, yanında mutlaka birinin kalmasını ister. Kaçındıkça, kaygıları kişiyi kovalar. Günlük hayatının birçok cephesinde kısıtlanmalar başlar, giderek kişinin yaşam kalitesi düşer. Böylece “Panik Bozukluğu” denilen kısır döngü oluşur.
Panik Atakları neden olur?
Korku ve endişe aslında olağan insani duygulardır. Sağlıklı her insanda; gerçek tehlikelerden korunmak için biyolojik bir alarm sistemi vardır. Gerçek bir tehlike yokken, alarm sisteminin çalışmasına panik atağı denir. Ortalıkta duman yokken, yangın alarmının çalması gibi. Peki neden yanlış alarmı Aslında, esas olarak, iç içe geçmiş üç neden vardır. Bunları: “Biyolojik, Psikolojik ve Sosyal nedenler” olarak özetleyebiliriz. Kişinin içinde yaşadığı sosyal çevre, çocukluk dönemi yaşantıları, geçmiş kayıplar, travmalar, çatışmalar, aşırı stres yüklenme, kişinin psikolojik ve biyolojik yapısı belirleyici faktörlerdir. Çoğu insan, panik bozukluğunu “tıbbi” bir durum sanır, ama değildir. Beynin biyolojisi, vücudun kimyası bozulmuştur fakat bozukluğun özü psikolojiktir. Biyo-Psiko-Sosyal bir tetiklenme sonrasında; tehlike algısı ve tedbir arayışları başlar, ataklar içinden çıkılmaz hale gelir
Panik Atağı yaşayan kişi ne yapmalıdır?
Maalesef; panik atağı yaşayan birçok insan, psikiyatristlere başvurmak yerine, dahiliye uzmanlarına, nöroloji uzmanlarına, acil tıp merkezlerine, hastanelere, polikliniklere başvurur. Lüzumsuz birçok tıbbi tetkik yapılır, ilgisiz tedaviler uygulanır, niyeyse başvuran kişiye “serum verilir” veya “iğne yapılır” ve “senin bir şeyin yok” denilerek evine gönderilir. Yapılan tetkiklere ve tedavilere epeyce para ve zaman harcanır, ancak, ne tetkiklerin sonucunda bir şey çıkar ne de kişi tedavi olur. Panik atağı yaşayan kişi; “tıbba” elini verip, kolunu geri alamaz hale gelir, “tıp tepmesine” uğrar, şaşkınlığı ve çaresizliği daha da artar.
Panik Bozukluğu yeni bir hastalık mı?
Hayır. Hipokrat da M.Ö 400’lü yıllarda panik vakaları tanımlamıştır.1900’lü yıllara doğru yapılan Amerikan iç savaşındaki askerlerde çarpıntı, göğüs ağrısı ve fenalaşma ile giden “İrritabl Kalp Sendromu” tanımlanmıştır. I.Dünya Savaışndaki kimi askerlerde de benzer belirtiler görülmüş ve “Asker Kalbi” adı verilmiştir.
Günümüzde panik ataklarının arttığını söyleyebilir misiniz? Görülme sıklığı nedir?
Panik Bozukluğu; sık görülen bir rahatsızlıktır. Toplumda görülme sıklığının % 2-5 arasında olduğuna dair çalışmalar var ama klinik pratikte daha yaygın olduğu kanaatindeyim. En sık görüldüğü yaşlar 20’li ve 30’lu yaşlar. Kadınlarda iki-üç kat daha fazla görülüyor. Günümüzde, giderek, dünyanın daha kaygı verici bir yer olduğunu deneyimlemekteyiz. Emniyette olmadığımız hissi artıyor. Güvenlik normlarımız değişiyor. Eğlenmek için gidilen bir semtin meydanında bomba patlayabiliyor. Sosyal sınırsızlıklar artıyor. Bilimsel olmayan tıbbi yorumlarla zihinler kirleniyor, kaygıyı arttıran tutumlar öğreniliyor veya öğretiliyor. insanlarda tehlike algısı ve tedbir arayışı artıyor. Bir şekilde medyanın da katkısıyla algılarımız bozuluyor ve kaygılarımızı tetikleyebilen unsurlar artıyor. İnsanının yalnızlaşması ve stresini dağıtamaması da cabası.
Panik Bozukluğu için risk faktörleri nelerdir?
- 50 yaşın altında olmak,
- Kadın olmak,
- Boşanmış olmak,
- Düşük eğitim düzeyi,
- Kişinin geçmiş öyküsünde sevilen bir yakının kaybı,
- Çocuklukta maruz kalınmış cinsel istismar,
- Çocuklukta erken ve sık kayıplar,
- Kentte yaşamak,
- Ailede panik bozukluğu olması.
Panik bozukluğu genetik midir?
Yapılan genetik çalışmalar sonucunda 1. derece akrabasında panik bozukluğu olan kişilerde hastalığın görülme olasılığı artıyor. Panik Bozukluğu bazen kalıtımsal kökenli olabiliyor.
Panik atakların görüldüğü tıbbi durumlar var mıdır?
Evet, sınırlı sayıda bazı tıbbi durumlarda panik atakları görülebilmektedir. Bu durumlar: hormonal bozukluklar (tiroid hastalıkları, hipoglisemi, böbrek üstü bezi hastalıkları), aşırı kafein kullanımı, kokain, ekstazi, alkol, bazı ilaçlar, beyin tümörü, kalp ritim bozuklukları, epilepsi, vitamin-mineral eksiklikleri, anemi, bruselloz, alerjik durumlar, kronik akciğer hastalıkları.
Tedavisi mümkün mü?
Evet mümkün. Panik Bozukluğu, sık görülen bir rahatsızlık, ciddiye alınması gereken bir rahatsızlık ve tamamen düzelebilen bir rahatsızlık. Öncelikle, tedavi için doğru teşhis gerekmektedir. Kişinin panik ataklarıyla başa çıkıp kalıcı olarak tedavi olabilmesi için ne yaşadığını anlamlandırması önemlidir. Tedavinin başında şu söylenebilir: “insan, anlamlandıramadığı korkuyla baş edemez, ne yaşadığınızı anlarsanız, bunun üstesinden de gelebilirsiniz”. Tedavide ana hedef, kaygıyı sıfırlamak değil, başa çıkmayı öğretmektir. Panik bozukluğu olan kişinin psikolojisi, biyolojisi ve sosyal sağlığı bozulmuştur. Bunun için bu üç alanda da tedavi desteği gerekir. Yani ilaç tedavisi, psikoterapi ve sosyal aktiviteler gerekmektedir.
Psikiyatriste gitmelerine rağmen kimi insanlar neden yıllarca panik atakları yaşayabiliyor ?
Çünkü panik hastalığının ve tedavisinin mantığı, hastalara yeterince anlatılmıyor, öğretilmiyor. Panik atağı yaşayan kişi, korkunun üzerine gitmek yerine kaçmayı veya durumu geçiştirmeyi dener. Korkudan kaçınmak için; yüzünü yıkar, duş alır, hava almaya çıkar, hastane civarında gezer, yanında ilaç taşır, düşünmemeye çalışır. Her panik atağında, “bunu yapmasam beni yakalayacaktı, zor atlattım” diye düşünür. Halbuki iki şey yapması çok işe yarar: birincisi; ne olacağından korktuğunu bulmak, örneğin “arabaya yalnız binersem kalp krizi geçireceğimden korkuyorum” ; ikinci yapacağı ise “korktuğum şeyin gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini görme fırsatını kendime tanıyacağım” diyerek korku senaryosunu test etmek. Hastalığın sürmesine neden olan en sık hatalardan birisi de organsal bir rahatsızlık olduğunu düşünüp hastaneden hastaneye, doktordan doktora gezinmektir. Hastalığın iyileşmeyeceği umutsuzlu?una kapılmak veya tedaviyi aksatmak da atakları besler.
Tedavi ne kadar sürüyor?
Yıllarca süren bir tedavi değil. Kişinin tam olarak ne yaşadığını öğrenmek için biraz zaman ve emek gerekiyor. Bunun için değerlendirme seansları yapılıyor. Ortalama 4-6 seansta panik bozukluğuna kalıcı bir tedavi çerçevesi çizilebiliyor. En az 6 ay ilaç tedavisi sürdürmek gerekebiliyor. Zamanı gelince ilaçlar tedricen azaltılarak kesiliyor. Kişi ataklarla başa çıkmayı öğrendikçe bunu beceriye dönüştürebiliyor ve kendi terapisti haline gelebiliyor.
Tedaviye neler yardımcı olabilir ?
Günlük yaşamında kişinin kendisine soluklanabileceği bir alan açması işe yarayabilmektedir. Biriken stresini dağıtmak için bir takım aktiviteler yapabilir. Haftada iki gün, yarımşar saat yapılacak fiziksel egzersiz, örneğin yürümek, koşmak, yüzmek, bir spor salonuna üye olmak. Bireysel olarak keyif alabileceği, kafasını dağıtabileceği uğraşlar keşfedebilir. Resim yapmak, yazı yazmak, kitap okumak, edebiyat, müzik, dans gibi herhangi bir sanatsal yaratıcılıkla ilgili bir takım kaynaklar arayabilir. Kişi ne kadar boş kalırsa, o kadar bedenini dinlemekte ve kaygı verici bedensel duyumlar artabilmektedir. Bedenini dinlememeyi, bedeniyle uğraşmamayı öğrenmelidir. “vücudumda zaman zaman uyuşma-karıncalanma-titreme olabilir, çarpıntı olabilir, bazen nefesim sıkışabilir, başım dönebilir” diyebilmeyi öğrenmek mümkündür. “en kötü senaryom ne? gerçekle?ecek mi göreyim bakalım?” ya da “bu düşünceyi ben getirdim yine ben götürebilirim” gibi düşüncelere meydan okuma teknikleri işe yaramaktadır.
Panik atak başka sağlık sorunlarına neden olur mu?
Tıbbi başka sorunlara sebep olabilecek bir rahatsızlık değildir. Fakat tıbbi bozukluğa yatkınlık varsa onu daha belirgin hale getirebilir. Aşırı çalışan stres hormonları, birçok organı ve sistemi olumsuz etkileyebilir.
Ölüme yol açabilir mi?
Aslında tıbben emniyetli bir rahatsızlıktır. Kişinin, ataklardan dolayı hayatını kaybetme riski çoğu zaman bulunmamaktadır.
Panik bozukluğuna eşlik eden durumlar nelerdir?
Depresyon eşlik ettiğinde intihar düşünceleri olabiliyor. “Bu korkuyla başa çıkamıyorum ölsem de kurtulsam” noktasına kadar gelinebiliniyor. Bu ciddiye alınması gereken bir durumdur. Alkol madde kullanımı artabiliyor. Sakinleşip uyuyabilmek için alkol kullanımı başlayıp giderek alkol tüketimi artabiliyor, alkolün kendisi, panik atak biyolojisini daha da tetikleyebiliyor. Kişi uyumaktan korkar hale gelebiliyor ve “uyku panikleri” olu?uyor.
Panik Atak bir “delilik hali” midir?
Bazı panik atak hastalarına “acaba çıldıracak mıyım? aklımı kaybedecek miyim ?” gibi duygular eşlik ediyor. Bilinmesi gereken bir durum var, panik bozukluğu, bir akıl hastalığı veya zeka geriliği değildir. Panik atak hastalarının bir kısmı her ne kadar aklın? kaybedeceğini sansa da bu bir akıl hastalığı haline dönüşmez. Bu durum, şizofrenik bir hal almaz, tam tersi çoğu panik hastası akıll? insanlardır, IQ’ları yüksektir.
Yaşam kalitesini etkiler mi?
Evden çıkmak, işe gitmek, spor, seks, gezi, namaz gibi efor gerektiren etkinliklerden vazgeçmek, atağı önleyeceğini düşündüğü bir takım şeyleri yanında taşımak, bayılma korkusundan dolayı üzerinde değerli eşya taşımamak ve tıbbi yardım alabileceği yerlere yakın gezmek gibi yaşam kalitesinin her alanında kısıtlamalara neden olmaktadır.
Panik atağı yaşayan kişiye yakınları nasıl davranmalıdır?
Aileleri bilgilendirmek önemlidir çünkü ailelerin tutumu, tedavi sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. “Bir şey olmayacak” yaklaşımı işe yaramamaktadır. Ailelere aşırı koruyucu tutumlara girmemelerini ve telaş yapmamaları öneriyoruz. Panik atak yaşayan kişinin durumu kapris, şımarıklık ya da zayıflık olarak değerlendirilmemelidir. Kişi yoğun bir kaygı hissi yaşamaktadır ve bunu uydurmamaktadır. Kişinin yanında olunduğu hissettirilmeli ama kendi sorumluluğunu almasına da teşvik edilmelidir. Panik atakları dış destekle değil, iç destekle iyileşir. Aksi halde taşıma suyla değirmen dönmez!
Çok ilginç vakalar oluyor mu?
Tabi ki. İstanbul’da köprüyü geçemeyenler, uçağa binemeyen iş adamları, tekrar tekrar yaptırılan AİDS testleri, beyin MR’lar?, anjiolar.
Son önerileriniz var mı?
Hayatı bir gemi yolculuğuna benzeten metaforu çok beğeniyorum. insanların bir kısmı yaşam yolcuğunun tadını çıkarmaya çalışırken, bir kısmı “bu yolculuk bitecek” diye kamarasından çıkmıyor veya gemide geriye doğru koşmaya çalışıyor. Aslında bu yolculuk, her halükarda sona erecek. Bu nedenle, ne yapıp edip, kaygı ve ölüm ile birlikte yaşamayı öğrenmeye çalşımayı öneririm.
“Az kaygılı” günler dilerim. Çünkü dünya emniyetli bir yer değil. Ve bu dünyada kaygısız, kayıpsız ya da risksiz yaşam diye bir şey yok.
Doktor Başar Akman’ın iletişim bilgileri
Hastane: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları E?itim-Araştırma Hastanesi, K1 Blok, 2.Kat, Bakırköy, İstanbul
Muayenehane: Tevfik Sağlam Caddesi, Murat Apt, No:5-4, Dikilitaş, Bakırköy, İstanbul
Telefon: 0212- 561 29 49 – 0212- 543 96 42 – 0505- 764 87 99
E-posta: basarakman(@)yahoo.com
Web : basarakman.com
Ocak 2nd, 2011 at 11:33
merhaba sn.dr.ba?ar bey;bu illeti uzun zamandan beri çekiyorum. bana benzer çok ki?ileride tan?yorum. kimisi hayatlar?na son verdi sonuç; kaliteli ya?amdan yoksun gelecek kayg?s? taşıyan ki?iler.art?k bu problemlemi gözlemek için hastaneleri dola??p görmek yeterli. esas sorunun bu milletin akl?nda oldu?u kan?s?na vard?m hastal?kl? idarecileri ülke idaresinin merkezine ta??rlarsa asla sa?l?kl? bir ömür dü?ünmesinler bu böyle devam edecektir. önce beyinler sonra sa?l?m?z i?gal alt?ndad?r yanl???m varsa düzeltin. çözüm kendili?nden gemedi?i için önce hastal??? tan?mak gerekir.e?itim sa?l?k savunma aile birli?ini toplumsal bar??? sa?lamak bu siyasilerin görevlerinden olmazsa olmazlar?ndand?r. hani nerde görebiliyormusunuz
Şubat 18th, 2011 at 22:56
merhaba syn dr ba?ar bey uzun zamandan beri çekiyorum ?u 3 senedir dir ilaç kullan?yorum sabah ak?am 5 ?er damla norodol damla kullan?yorum sabahlar? 1 tane esrolex al?yorum ama az fayda gördüm düzelemedim ne yapmam laz?m bana bilgi verirseniz sevinirim s?k?nt? bunalt? oluyordu çarp?nt? oluyordu
Şubat 20th, 2011 at 15:52
ben 31 yas?nda panic atak rahats?zl??? yas?yorum hemn hemen 5 y?l oldu bu rahats?zl??? yas?yorum su andada bebe?im oldu ilac kullanam?yorum ne yapmal?y?m tedavi için unutmadan benim en cok rahats?z oldu?um nokta geceleri uyuyam?yorum cok s?k?nt? yap?yor nefessiz kal?yorum sanki can?m c?k?cakm?? gibi oluyorum lütfen bana yard?mc? olun lütfen cünkü kendimi hiç iyi hissetmiyorum sayg?lar?mla.
Mart 5th, 2011 at 21:37
ben 32 ya??nda s?k?nt?m bunalt?m sol taraf?mda çarp?nt?m vard? ?u an düzeldim ama tam düzelemedim sabah 5 ak?am 5 ?er damla kullan?yordum birde sabahlar? 1 tane esrolex al?yordum
Mart 8th, 2011 at 18:10
ölsem ölemiyorum ya?asam ya?am?yorum ne yapmam laz?m bo?lukta kald?m
Ağustos 18th, 2011 at 23:47
arkadaslar bu gibi durumlarda kendi kendinize guvenin ve bunun kendi vucudunuzun yanlis bir sinyali olarak kabul edin atak belirtileri baslayinca sakin geri kacmayin daha once yasadiklarinizi hatirlayin hic bisey olmuyor gecince bunun verdigi rahatlikla sabir gosterin ve kendinizi buna teslim etmiyeceginize dair telkinde bulunun hasta degilsiniz cunku bu bir aldatmaca yani cok rahat davranin vuvut bu rahatliliginiza alisinca kendiliginden bu sorunlar bitecektir inanin kendinizde bitiyor isler en agirini yasamis biri olarak yaziyorum paniklediginiz zaman kendi kendinize hic bisey olmayacak biliyorum diye telkin edin sakin sosyal ortamlardan kacmayin bilakis ustune gidin bir sure sizde heyecan uyandiracak olaylardan uzak durmakta fayda var tabiki ornek bi kavga gordunuz bakmadan gecin