tiroit tümörleri
Tiroit tümörleri Vücudun her organında görülen tümörler tiroit te de görülmektedir, tiroit tümörleri kadınlara nazaran erkeklerde daha nadir görülmektedir. tiroit tümörleri 4 gruba ayrılmaktadır , adenomlar, birincil tiroit kanserleri, tiroitten kaynaklanan lenfomlar, ve tiroite sıçrayan tümörler, tiroit tümörleri kanseri her yaşta görülmekle birlikte, orta ya?larda sık, ileri yaşlarda daha sık ortaya çıkar.
Nedenleri
Öbür tümörlerde olduğu gibi, tiroit tümörlerinin de doğrudan hangi etkenlerden kaynaklandığ? bilinmemektedir. Ama yatkınlık sa?layan ya da ortaya çık??? kolaylaştıran bazı etkenler belirlenmi?tir.
Kötü huylu tiroit tümörü olan gençlerin yüzde 30-50’sine, kanser d??? hastalıklardan ötürü ba?, boyun ya da göğüs bölgesine ??ın tedavisi uygulanm??tır. I?ın tedavisini izleyen 30 yıl boyunca tiroit dokusunda kanserle?me olasılığı bulunmakla birlikte, eri?kinlere uygulanan ??ın tedavisinin kanser oluşumuna çok daha az etki yaptığı sanılmaktadır.
- Tedavi amac?yla kullanılan yüksek doz ?yot 131?in özellikle çocuklarda tiroit tümörüne yol açtığı düşünülmektedir.
- Hipofiz bezinin salgıladığı tiroit uyarıc? bir hormon olan tirotropinin (TSH) uzun süre kanda yüksek düzeyde bulunmas?, doğrudan tümör oluşumuna neden olmasa bile kötü huylu tiroit tümörlerinin hızl? gelişiminde etkili olabilir. Bu nedenle özellikle guatrın eşlik ettiği tireotoksikoz (Graves-Basedow hastal???) gibi ilaç tedavisine çok dirençli olgularda, TSH düzeyinin yükselmesine yol açan İlaçlarla uzun süreli tedaviden kaçınmak gerekir. insanlarda kullanılan dozların çok üstünde bile olsa, bu tedavinin farelerde tiroit adenokarsinomla-nna neden olduğu kanıtlanm??tır.
- Kadınlarda ve özellikle gebelik döneminde, östrojen hormonlarının etkisiyle tiroit tümörlerinin daha kolay ortaya çıktığı düşünülmektedir.
- Tiroit kanseri ile basit nodüllü guatrın co?rafi da??lım? arasında sık? bir ba?lant? vardır. Bu noktada “so?uk” olarak nitelenen basit bir tiroit nodülü-nün zamanla dönüşüme mi u?radı??, yoksa kötü huylu tümörün başlangıçtan beri ba??msız bir gelişme mi gösterdiği sorusu önem kazanır. Çünkü birinci olasılık kabul edilirse basit guatr ile kanser etkeninin aynı olduğu sonucuna varılır. Ama bu yakla??m uzmanlar arasında pek yanda? bulmam??tır.
Belirtileri
Tiroit görece yüzeysel ve doğrudan in-celenebilen bir organdır. Ama tümör genellikle guatrl? tiroitte ortaya çıkt???ndan gözden kaçabilir. Tiroit işlevlerinin de?i?ti?ine ilişkin klinik belirtiye rastlanmayan ki?ilerde ve seyrek olarak tireotoksîkozlu hastalarda da sintigrafi incelemesiyle bulunan, Özellikle tek “so?uk” nodul kötü huylu tiroit tümörünün başlıca belirtisi olabilir. Bu sintigrafi sonucu tümörün kötü huylu olduğunu gösteren yeterli bir kanıttır.
Yayılma özelliği az olan tümörlerde kanserin ne Ölçüde ilerlediği, ikincil kanser odaklatma (metastazlarına) göre belirlenir. Tümörün kemik, iç organ ve lenf dü?ümlerine sıçradı??n? gösterecek belirtiler genellikle tiroitin elle muayenesi sonucu anla??lamaz. Önceden belirlenen bir tiroit nodulunun büyümesi ve sertli?inin artması, kötü huylu tümörün Önemli bir göstergesi sayılabilir. Ayrıca yıllardır ilerlemeyen bir tiroit nodülü de kötü huylu olabilir.
Tiroit ?i?li?inin kötü huylu olduğunu gösteren i?aretler arasında, boyun bölgesinde a?r?, ses telleri felci, solunum güçlü?ü nöbetleri ile birlikte h?rıltıl? solunum ya da yutma güçlü?ünün ortaya çıkması sayılabilir. Bunlar kötü huylu bir tümörün tiroit çevresindeki dokulara olan etkisini gösterir. Genellikle ilerlemiş olgularda, seyrek de olsa, tiroitin biçimini bozan düzensiz, sert bir hacim art??? görülür; tiroit ile derindeki dokular arasında yap???klık oluşur.Boyunda her zaman sert olmayan büyümü? bir lenf dü?ümünün saptanmas?, guatrl? ya da elle muayenede tiroi-ti normal görünen ki?ilerde kötü huylu bir tümörün ilk belirtisi olabilir.Salg? yapan bir tümördeki kötü huylu gelişimin ilk i?areti, kafatası kemikleri ba?ta olmak üzere kemiklerdeki ?i?liktir. Bu durumda genellikle bir tümör metastaz? söz konusudur. Kötü huylu tiroit tümörleri olan kişilerde, özellikle de gençlerde, kötü huylu gelişimin genellikle ?lk i?areti, solunum dışında ve herhangi bir tiroit belirtisi olmadan rastlantıyla saptanan sınırlı ya da yaygm bir akciğer metastaz?dır. Bu durumda büyük sayılabilecek tek nodul ya da birçok küçük nodul söz konusudur ve ortaya çıkan hastalık tablosu verem ile kar??abilir.
?ncelemeler
Tiroit tümörü olan hastaların yaklaşık yüzde 60??nda kar??la??lan hastalık tablosu iyi huylu nodüllü guatrı olan hastalardan pek farklı değildir. Seyrek görülen medüller karsinom (epitel hücrelerinden geli?miş karsinom) tiplerinde tan? açısından belirleyici önemi olan kalsitonin hormonu düzeyinin saptanmas?, öbür incelemelerle birlikte bu tip tiroit ?i?li?i olan hastalarda tümör riskini değerlendirmeye yarar. Sintigrafi tanıya yardımcı aletli incelemelerin ba-?mda yer alır. Bu incelemeyle olguların yaklaşık yüzde 20’sini oluşturan “sıcak”, yani hormon salgılayan nodüller belirlenir. S?cak nodüllerin kötü huylu olma olasılığı çok dü?üktür%3. Sintigrafide “so?uk” görülen, yani hormon salgılamayan nodüllerin kötü huylu olma olasılığı ise %10 dolayındadır.
?yi huylu so?uk nodüllere ?nce i?neyle biyopsi uygulanır. ?nce i?ne biyopsisi yerel komplikasyon ve biyopsi sonrası metastaz olasılığın? en aza indirir. Ama bu yolla güvenilir tan? için yeterli miktarda hücre toplanamayabilir ve kötü huylu adenokarsinom ile iyi huylu adenom arasında kesin ayrım yapılamayabilir. ?nce i?ne biyopsisi deneyimli bir uzman tarafından yapıld???nda olguların yaklaşık yüzde 70? inde yeterli doku alınır.Sonografinin tan? açısından pek yararı yoktur. Bu yöntem yalnızca kat? içerikli nodülle, sıvı içerikli nodul arasında ayrım yapılmasın? sağlar. Ama ince i?ne biyopsisi derin nodüllerin yerini kesin biçimde saptamaya yardımcı olabilir. Tümörde tutulma düzeyi yüksek olan sezyum-131 ve talyum-201 gibi radyoaktif ilaçlarla sintigrafi, sağlıklı sonuç vermediğinden, genel bir inceleme olarak önerilmez. Do?rudan boyun bölgesine yönelik radyolojik inceleme yararlı olabilir. Örneğin soluk borusuna olan bask? bu yolla saptanabilir.Tiroit tümörünün kötü huylu olduğu kesinle?tikten sonra göğüs filmi, sintigrafi ve radyolojik incelemeyle iskelet sisteminin taranmas?, ayrıca birincil tümörün cerrahi tedavisi ve tiroitin alınmasından sonra iyot-131 vererek bütün vücut sintigrafisinin alınmas?, uygulanacak başlıca incelemeler arasındadır.Tan? ve tedaviden sonraki izleme sürecinde, tiroit tümörlerinin biyolojik belirteçlerinin kandaki düzeyi önem ta??r. Bu belirteçlerin ba?lıcaları iyodotiroglo-bülin (Tg), kalsitonin (CT) ve Özgün olgularda karsinoe?nbriyonik antijendir (CEA). Kanda normal tireoglobülin de?eri 1-30 ng/ml (ng: nanogram [bir gramın milyarda biri]) arasındadır. Bu de?erler kötü huylu tiroit tümörlerinin varl???na bağlı olarak ve bazı başka tiroit hastalıklarında da artar. ?yodotiroglobülin de?erlerindeki yükselme tanıya yardımcı olabilirse de, bu belirtecin önemi Özellikle giri?imin ba?arısının değerlendirilmesinde ve ameliyat sonrası durumun izlenmesinde ortaya çıkar. Tiroitin alınmasından ve kalan doku parçalarının radyoaktif iyotla yıkıma u?ra-tılmasından sonra kanda iyodotiroglo-bülin bulunmas?, hastalığın yineledi?i ya da sürdü?ü biçiminde değerlendirilir. Medüller karsinomda kalsitonin düzeyleri genellikle 0,2 ng/ml’yi a?ar. Daha düşük de?erler tiroit d??? tümörlerde, ayrıca birincil ya da ikincil hiperparatiroidizme ba?l? h?perkalsemide (kanda kalsiyum düzeyinin yüksek olması) gözlenir. Karsinoembriyonik antijen, genellikle medüller karsinomun göstergesidir. Cerrahi tedaviden sonra bu belirtecin düzeyindeki deşişme, giri?imin ba?arısı bakımından büyük önem ta??r.
Söz konusu belirteçler hem tan?, hem de tümörlerle ilgili düzenli kontroller sırasında saptanmal?, sıntigraf?yle tiroglobülin incelemesi birlikte yapılmalıdır. Belirteçlerin olağan de?erlerine dönmemesi vücutta kötü huylu hücrelerin kaldığın? gösterir. Belirteçlerin yükselmesi durumunda yineleme olas?l??? vardır ve incelemeler derinleştirilmelidir.
Tan?
Sintigrafi ve öbür ön incelemelerin tümör ku?kusunu doğrulaması durumunda, tanının kesinleşmesini beklemeden kötü huylu bir tümörü varsaymak yerinde olur. Hücre incelemesi cerrahi giri?im sırasında alman parça üstünde yap?lır.
Tiroitin çevresine belirgin bir bask? yapması ve sert şişkinlikler ta??ması durumunda kötü huylu tümör tanısı neredeyse kesinle?miş demektir. şişlik tümöre ba?l? de?ilse, kronik tiroidit (tiroit iltihabı) söz konusu olabilir. Metastaza rastlanmazsa ve kronik tiroidit olasılığı varsa, biyopsi ya da cerrahi giri?im sırasında alman hücrelerin incelenmesiyle tam konabilir. Kronik tiroiditin de tedavi yolu cerrahi giri?imdir.Yerel ya da genel iltihap belirtileri olmadan tiroitin bir bölümünün hızla büyüyüp sertleşmesi durumunda ve özellikle yapılan sintigrafi incelemesi “so?uk” nodul sonucu verdi?inde kötü huylu tümör olasılığı güçlenir. Ender durumlarda iltihaplanmaya ba?l? olmasa bile bu tip sınırlı ?i?likler, kötü huylu tümör yerine subakut tiroiditten kaynaklanabilir. Bu olgularda i?ne biyopsisi tanıya yardımcı olabilir.
Geçmi?te sanılanın tersine, Graves-?’ Basedow hasal???yla birlikte görülen nodul kötü huylu olabilir. Bu durumda sintigrafi incelemesi genellikle so?uk nodul sonucu verir. Ama hem kötü huy-tlu, hem “sıcak” nodüller de vardır. özellikle gençlerde iltihaplanmaya bağlı olarak tiroitte büyümeye ve boyunda kütle oluşumuna rastlanabilir. Ama bu kütleler elle muayenede saptanamayan bir tiroit tümörü metastaz? olabilece?i için, biyopsiyle alınan hücrelerin incelenmesi gerekir.
Çocuklu?unda ba?-boyun bölgesine ??ın tedavisi uygulanm?? gençlerde, bir belirti bulunmasa bile sinsi akciğer metastazları olup olmadığım anlamak için göğüs filmi alınmalıdır.
Komplikasyonlar?
Yerel olarak kanser, boyundaki doku katmanları boyunca ilerleyerek yemek ve soluk borularına yayılır. ilerlemiş evrelerde tümör boyundaki büyük damarları ve sinirleri de etkiler. Akciğerler ve kemikler tümörün sıçrayabilece?i başlıca uzak organlardır. Karaciğer, böbrek, beyin ve deri metastazlarına daha seyrek rastlanır.
Hücreleri ileri düzeyde farklıla?m?? tümörlerde hastanın yaşama süresi on yıl kadar olabilir. Ama uzak organlarda metastazın görüldüğü birçok olguda hastalık uzun bir duraklama evresinin ardından hızla ilerleyip ölümle sonuçlanmaktadır.
ilerlemiş evrede en sık görülen komplikasyonlar aşağıda sıralanm??tır:
- G?rtlak felcine ba?l? ses kaybı.
- Soluk borusuna yayılmaya ba?l? solunum güçlü?ü.
- Kemik metastazına ba?l? kırıklar.
- Tümörün akciğerlere yayılmasına ba?l? solunum yetmezliği; daha önce ??ın tedavisi uygulanm??sa gelişen akciğer fibrozu (ba?doku art???) durumu a??rla?tırır.
Beklenen gidi?i (prognoz)
Sık görülen farklıla?m??, seyrek görülen farklıla?mam?? hücreli tümörlerin gidi?leri de?i?iktir. Farklıla?mam?? kar-sinomlarda ortalama iki yıl içinde ölüm görülür. Kesecik (folikül) ya da memecik (papilla) biçiminde sıralanm?? tümör olu?umlarının görüldüğü adenokar sinom tiplerinde yaşama süresi 20-30 yıl, hatta daha uzun olabilir. Özellikle adenokarsinom olgularında ilk be? yılda yüzde 85-90?? bulan sa? kalma oran?, on yılda genellikle yüzde 70?in üstündedir. Uygulanan tedavi tipinden ba??msız olarak 30 yaşın altındaki eri?kinler-” de, bu tip tümör hastalıkları çok iyi bir gidiş gösterir. Daha sonraki ya?larda hastalığın gidi?i zamanla kötüle?ir. Kadınlardaki gidiş erkeklere göre daha iyidir. Ama genç ya?ta, ister erkek ister kadın olsun, lenf dü?ümü ve akciğer metastazları bile görülse hastalığın gidi?i çok iyidir.
Tedavi
Temel tedavi, cerrahi giri?imle tümörün çıkarılmasıdır. Tümörün bir ya da her iki lobda bulunmasına, kapsüle olan yayılımına, çevrede metastazl? lenf dü?ümlerinin olup olmadığına göre tiroitin kısmen ya da bütünüyle çıkarılmasına karar verilir. Bu giri?imi izleyen 3-4 hafta içinde tiroit hormonu eksikliği (hipotiroidizm) belirginle?ir. Hipofizden salınarak tiroit? uyaran ti-rotropin (TSH) adl? hormon farklıla?m?? tümörlerin cerrahi giri?imle uzakla?tırılmasından sonra geride kalan sağlıksız hücreleri etkileyerek hastal??ın yinelemesine yol açabilir. Bu nedenle hormon tedavisi hipotiroidizm? düzeltmenin yanı sıra olası yinelemelere kar?? koruyucu bir işlev görür. Farklıla?m?? tümörü olan hastalarda, cerrahi giri?imden 20-30 gün sonra iyot-131 ile genel vücut sintigrafisi yapılarak olası metastazları araştırmak gerekir.
Farklıla?mam?? ya da medüller kar-sinomu olan hastalarda sintigrafi incelemesine gerek bulunmadı??ndan, hormon tedavisi daha erken ba?layabilir.
Tiroit tümörleri ???nlamaya fazla duyarl? olmadığından, ??ın tedavisi ancak yardımcı bir tedavi yöntemidir. Ameliyat edilemeyen bütün birincil tümörlerde ve köklü bir cerrahi giri?im uygulanan farklıla?mam?? tümörlerde ,bu yönteme başvurulabilir. İlaç tedavisi, cerrahi tedavi ve ??ın tedavisine duyarl? olmayan yaygın tümörlerde uygulanır. Olgulann yaklaşık yüzde 35-50’sinde olumlu yanıt elde edilmektedir.De?i?ik tedavi türlerinin yan etkileri arasında hipotiroidizmin yanı sıra, tiroit dokusunun bütünüyle alındığı giri?imlerden sonra yüzde 4-10 dolayında kalıcı hipoparatiroidizm (kanda kalsiyum miktarının normal düzeyde kalmasını sa?layan paratiroit hormon eksikliği) görülebilir. Kan ve idrardaki kalsiyum düzeyleri saptanarak hastaya göre değişen biçim ve dozlarda kalsiyum ile D vitamini verilmesiyle hipoparatiroidizm denetim altına al?nabilir. Rekürent sinirlerin (alt gırtlak sinirleri) cerrahi giri?imden etkilenmesine bağlı olarak, olguların yakla??k yüzde 1-3?ünde geriye dönüşü olmayan biçimde ses kaybı ve konuşma] güçlü?üne yol açan felç ortaya çıkar.; Ama bu durum tümörün yayılması ve baskısından kaynaklanan bir komplikasyon da olabilir. I?ın tedavisi derialt? ba?dokusu art???na (fibroz), bu da seyrek olarak boyun hareketlerinin k?sıtlanmasına ve yutma güçlü?üne yol açabilir.
Yorum yapabilirsiniz